Slovakya

CNV000164-680x390

Budapeşte’den bindiğimiz tren uzunca bir gece yolculuğu için Slovakya’ya doğru yola çıkıyor. Trene biner binmez ilk uyarı güvenlik görevlisinden geliyor. Gecenin bir vakti çingenelerin problem yaratabileceğini, çantalarımıza dikkat etmemiz gerektiğini ve uyumadan önce kilidi olmayan kompartmanın kapısını kilitlememizi söylüyor. Aynı kompartmanda uyuyan dört tane eşek kadar adam, nedendir bilinmez korkuyoruz ve yanımızdaki asma kilitler ile kapıyı kilitliyoruz. Pasaportlar, cep telefonları ve cüzdanlar yastıkların altında uyumaya çalışıyor ve yol boyunca çingenelerin rahatsız etmesini bekliyorken önce Macar polisi, sonra da Slovak polisi iki kez uyandırıyor ve pasaportlarımızla biletlerimizi kontrol ediyor. Sonunda Avrupa turumuzun üçüncü durağı olan Slovakya’ya varıyoruz.

Kosice’de indikten sonra başka bir küçük tren ile Slovakya’nın en güzel kasabalarından birisi olan Presov’a varıyoruz. Londra’dan ev arkadaşımız Eva annesi ile bizi tren istasyonunda karşılıyor ve hep birlikte evlerine gidiyoruz. O akşam Eva’nın annesinin yaptığı enfes Slovak yemekleri ve babasının sunduğu yerel içkilerle inanılmaz bir akşam geçiriyoruz.

Ertesi sabah erkenden Slovakya’nın en yüksek dağı High Tatras’a kayak yapmaya gidiyoruz. High Tatras’ta çok fazla pist var ve fiyatlar Avrupa’daki alternatiflerine göre veya bizim Uludağ’a göre çok çok ucuz. En pahalı Tatra pistinde bile günlük ski-pass için 5 GBP ödüyoruz. Tüm ekipmanlar ve ski-pass için günlük kişi başı 10 GBP ödüyoruz, neredeyse bedava.

Dördümüzün arasında az da olsa kayak yapmış tek kişi olarak diğerlerine kayak dersi vermeye başlıyorum. “Ayakları paralel tutun”, “Dik durun”, “Kar sapanı yapın” derken 15-20 dakika içinde hepimiz piste çıkıyoruz. Kimbilir kaç kez düştük ve insanlara çarptık ama, ertesi sabah dizlerimizde ve baldırlarımızda acıyı hissedene kadar inanılmaz eğlendik. Birkaç saatlik kayak eğlencesinden sonra daha fazla yorulmadan şehre dönmeye karar veriyoruz.

Akşam yemeğinden sonra Slovakya’nın “Güzel Kadın Başkenti” diye anılan Presov’un gece hayatını keşfetmeye çıkıyoruz. Presov şehir merkezi muhteşem mimariye sahip binalarla çevrilmiş ve trafik olmadığı için yolun bir kısmı yayalara, diğer kısmı ise otobüslere ayrılarak çok güzel bir atmosfer yaratılmış. Eva bize birkaç tane club ismi veriyor ama hepsini görüp bir tanesini seçelim diyoruz. Birkaç gece kulübü gezip beğenmedikten sonra, daha çok öğrencilerin tercih ettiği bir gece kulübüne gidiyoruz. Ana cadde üzerinden merdivenlerle yeraltına inilerek girilen mekanın ortasında büyükçe bir dans pisti var, çok güzel bir müzik çalıyor ama en önemlisi ise pistte onlarca dünya güzeli kız dansederken koca mekanda sadece bir iki tane erkek görüyoruz, onlar da zaten sarhoş olmak üzere ! İçkilerin inanılmaz derecede ucuz ( Bira 15 pence, tekila 30 pence civarı ) olması, bizim oradaki tek yabancı grup ve erkekler olmamız sayesinde bir anda tavan yapıyoruz. Sayısını hatırlamıyorum ama gece boyunca onlarca içki içtiğimizi, neredeyse herkese içki ısmarladığımızı, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte mekanı terkettiğimizi ve o zamana kadar yaşadığım en güzel gecelerden birini olduğunu hayal meyal hatırlıyorum. Ertesi gün neredeyse akşam olmak üzere iken uyanıp, kısa bir duş ve yemek faslından sonra eşyalarımızı toparlayıp, arkadaşlarla vedalaşıp bir sonraki durağımız olan Prag’a doğru yola çıkıyoruz.

Gezilen YERLER

✓ Bratislava
✓ High Tatras
✓ Presov

NOT

Budapeşte’den bindiğimiz tren uzunca bir gece yolculuğu için Slovakya’ya doğru yola çıkıyor ve sonunda Avrupa turumuzun üçüncü durağı olan Slovakya’ya varıyoruz. Edit

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir