Singapur

IMG_7511-680x510

Malezya’daki son alışverişlerimizi de yapıp otelden ayrılıyor ve LCCT Havalimanından bir saatlik Air Asia uçuşu ile uzun zamandır görmek istediğim Singapur’a varıyoruz. İnsanların öve öve bitiremediği, Asya’nın incisi diye bilinen, herkesin bir düzen içinde yaşadığı, birçok kuralları olan ama aynı zamanda bir özgürlükler ülkesi olan, ucuz elektronik ürünleri bulacağınız bambaşka bir ülke dedikleri Singapur’dayız sonunda.

Changi Airport birçok kez dünyanın en iyi havalimanı seçilmiş çok büyük bir havaliamnı, ancak ülkeye ilk girişte havalimanını gezmek yerine bir an önce pasaport kontrolden geçip otele yerleşmek derdindeyiz. Uçakta dağıtılan formlardaki ve uyarı yazılarındaki ilaçlarla ilgili katı kuralları görünce, elimizdeki aspirin, talcid, güneş yağı vs ne varsa declare etmek istiyoruz ama kapıdaki polisin alaylı tavırlarından sonra kimsenin aslında kuralları iplemediği sonucuna varıp direk pasaport kontrole koşuyoruz. Asya ülkelerinin en sevdiğim tarafı, pasaport kontrolde hiç zorluk çıkarmamaları. Avrupa’daki ukala polislere onlarca evrak gösterip binbir taklalar atmak zorunda kalırken, buralarda bir gülümseme ve Türk pasaportunun yeterli olması ne güzel, seviyorum Asya’yı…

Havalimanından şehre ulaşmanın en ucuz ve kolay yolu metro ama tabii ki yine taksiler her yerde mevcut. Paranız ne kadarsa ona göre Chrysler, Hyundai veya Proton taksiye biniyorsunuz ama ne olursa olsun taksiler çok pahalı, pazarlık yapmanıza gerek yok hepsinde taksimetre zorunlu. Ülkenin para birimi Singapur Doları (SGD) ve 1 USD yaklaşık 1,2 SGD ediyor. Taksiden inerken taksimetrede 10 SGD görüp “ulan ne ucuzmuş” derken bir anda açılış, yol vergisi, devlet vergisi vs derken 25 SGD verip iniyorsunuz :)

Sokakta sigara içilmeyen, sakız çiğnenmeyen, yerlere çöp atılmayan, tükürülmeyen ve herkesin kurallara uyduğu bir ülke hayal ederken, bir anda Çinlilerin istila ettiği ve pek te öyle kurallarla dolu olmayan bir ortamda buluyoruz kendimizi ama ülkede sakız satılması gerçekten yasak.. Neyse, bir an önce rahatlayıp şehri turlama hevesiyle, Beach Road’taki Marrison Hotel’e yerleşiyoruz. Otelde ilk sorduğumuz şey şehir haritası ve hemen bir tane ele geçiriyoruz. Odamız gayet küçük ama temiz, ferah, klimalı, güzel bir oda..

Singapur bir günde yürüyecek kadar küçük bir ülke. Otellerden alabileceğiniz bir şehir haritası sayesinde 3-4  saatte şehrin neredeyse her yerini yürüyerek gezebiliyorsunuz. Şehrin en güzel tarafı her yerde kablosuz internet bedava, sakın otele fazladan para vermeyin. Her 100m de bir göreceğiniz Starbucks veya Mc Donald’s lardan birinden şifre alabilirsiniz.

Şehir turumuza Orchard Road ile başlıyoruz. Singapur’luların Miles of Shopping Malls dedikleri Orchard Road’da dünyanın en önemli markalarının mağazalarını, hem de aynı caddede üçer beşer tane görmek mümkün. Aynı cadde üzerinde Sim Lim Square, Lucky Plaza vb elektronikçilerin olduğu alışveriş merkezlerini de görmek mümkün ama artık Singapur elektronikte o kadar ucuz değil, Dubai veya USA çok çok daha ucuz. Orchard Road’ın hemen bitiminden şehir merkezine dönmek için Grange Road’tan geçerseniz ülkenin en pahalı villaları ve onların önündeki inanılmaz lüks arabaları da görme şansınız var. Singapur gerçekten pahalı bir ülke ve burada yaşamak için hakikaten iyi bir iş veya zengin bir baba şart…

Şehir merkezine doğru giderken “Asya’nın tek Hooters’ı buradaymış, görmeden gitmeyelim” hevesiyle Clarke Quay’e uğrayıp bir iki bira içmek için mola veriyoruz. Amerika’daki Hooters’lardan birini umarken büyük bir hayal kırıklığı içerisinde biralarımızı içip kaçıyoruz ama yine de bir hatıra fotoğrafı alalım di mi :)

Akşam yemeğini nerede yiyelim, ne yiyelim derken, otelin hemen yanındaki, daha çok yerel halkın gittiği, kendin pişir kendin ye tarzı sokak restaurantlarından birinde yiyelim ve midemiz ne kadar sağlammış görelim istiyoruz :)  Kişi başı 18 SGD verince size bir masa veriyorlar, masanın üzerinde bir ispirto ocağında kaynayan bir tencere ve etrafında aluminyum folyo ile kaplanmış ızgara türü bir platform olan bir düzenek var. Açık büfe envai çeşit pişmemiş et, tavuk, deniz ürünü, sebze vs den seçip ister haşlama ister ızgara takılmaya başlıyoruz..Deniz ürünleri gerçekten muhteşem, her türlü midye, istiridye, karides, kalamar, yengeç, istakoz vs mevcut… Ülkede Çin, Hint, Arap, Japon, her çeşit, hatta Türk restorantları bile var ama bu açık hava restorantları bambaşka…

Singapur’da geceleri gidilecek en güzel yerlerden biri Marina Bay Sands otelin bulunduğu, üç tane gökdelenin üzerine oturtulmuş bir gemi güvertesi şeklindeki, yerden yüzlerce metre  yüksekteki havuz ve seyir terasından oluşan, giriş katında ise inanılmaz büyüklükte bir Casino bulunan devasa yapı. Tabii ki gecenin o vakti seyir terası kapalı olunca “dur şu tatili beleşe getirelim bari” umuduyla Casino’ya dalıyoruz. Casinoda alkol yok, yemek yok, chip yok, herşey para ile oynanıyor ve içerisi tıka basa çekik gözlülerle dolu, neredeyse hiç yabancı yok. 1-2 saatlik uğraştan sonra sadece akşam yemeğini beleşe getirip kaçıyoruz hemen casinodan, ertesi gün erken kalkıp meşhur Sentosa Adası’na gideceğiz. Erken kalkmak zorunda olmayanlar ve haftasonuna denk gelenler için Singapur’un en güzel eğlence merkezlerinin başında Zouk ve Loof geliyor. Görülmesi gereken diğer yerlerin başında ise, Londra’nın London Eye’ına benzeyen Singapore Flyer, ülkeyi tepeden görebileceğiniz ender yerlerden biri olan SkyPark ve Raffles Place, ve camdan bir yarım daire gibi duran Esplanade Theatre sayılabilir.

Ertesi akşam Endonezya uçağımız olduğu için sabah erkenden check-out yapıp valizlerimizi otelin emanetine bırakıyoruz ve otelin verdiği zengin(!) kahvaltıdan sonra Sentosa Island’a doğru yola çıkıyoruz. Sentosa Island Singapur şehir merkezine taksi ile 15 dk mesafede inanılmaz eğlence merkezleri ve aktivitelerin bulunduğu bir ada. Adaya giriş ücretli ama adanın içerisinde ücretsiz otobüs seferleri düzenlenmiş. Sentosa adasındaki gezilmesi gereken en önemli yerlerin başında Universal Studios geliyor. Amerika’daki benzerleri kadar büyük olmasa da inanılmaz görkemli bir park yapmışlar. Bunun dışında Hard Rock Cafe, oteller, plajlar, sinemalar, golf sahaları, dünyaca ünlü restoranlar, sualtı dünyası ve akvaryumlar, kelebek ve böcek parkları, teleferikler, yapay dalga sörfleri, oyun parkları, muhteşem doğası ve onlarca farklı aktiviteyi bünyesinde barındıran ve her sene milyonlarca turistin ziyaret ettiği Sentosa Island “Ulan bu ülkede yaşanır be” dedirten bir yer.

Adada geçirdiğimiz yorucu ama muhteşem günün ardından, akşam 22.00 daki Endonezya uçağımıza yetişmek üzere otele geri dönüp, valizleri alıp en yakın metro istasyonundan havalimanına doğru yola çıkıyoruz. Bu sefer dünyanın en iyi havalimanı seçilen Changi Airport’ta biraz vakit geçirmek istiyoruz.

Gezilen YERLER

✓ Beach Road
✓ Changi Airport
✓ Clarke Quay
✓ Marina Bay Sands
✓ Orchard Road
✓ Sentosa
✓ Sim Lim Square

NOT

İnsanların öve öve bitiremediği, Asya’nın incisi diye bilinen, herkesin bir düzen içinde yaşadığı, birçok kuralları olan ama aynı zamanda bir özgürlükler ülkesi olan, ucuz elektronik ürünleri bulacağınız bambaşka bir ülke dedikleri Singapur’dayız sonunda.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir