Maldivler

CNV00020-4-680x455

London Luton Havalimanı’ndan Monarch Havayolları ile Bahreyn üzerinden Maldivler’e uçuyoruz. Monarch hakkında çok şikayet okumamıza rağmen uçuş gayet iyiydi ama aynı koltukta 11 saat oturmak hakikaten işkence gibi, imkanınız varsa erken check-in yapıp çıkış kapısında veya en azından koridor koltuğu almanızda fayda var.

Maldivler’in başkenti Male’de indikten sonra hızlı ve büyükçe bir tekne ile Meeru adasına doğru yola çıkıyoruz. Adanın gerçek adı Meerufenfushi ama oranın yerlileri kısace Meeru diyor. Ada tamamen İngiliz ve Fransız turistlerle dolu, biraz İspanyol, Rus ve Almanlar var, hatta lobideki dünya haritasında Türkiye’nin üzerine ilk kırmızı raptiyeyi ben çakıyorum, daha önce hiç Türk gitmemiş.

Adadaki villaların turist kapasitesi yaklaşık 200 kişi ama adadaki çalışan sayısı 200’den daha fazla, herkese bir çalışandan fazla kişi düşüyor. Adada standart villalar, ada villaları, deniz villaları ve balayı villaları olmak üzere 4 ayrı villa tipi var ama her villada standart olarak klima, küçük bir buzdolabı, kasa, balkon, açık hava banyosu, tuvalet vs her türlü lüks mevcut. Balayı villaları denizin ortasında ve villanın ortasındaki tabanı camdan, denizin içini ve hatta sahildeki küçük köpek balıklarını bile villanın içinden görebiliyorsunuz.

Maldivler’deki tüm adalar herşey dahil konseptinde çalışıyor. Adanın ortasında üstü açık devasa koni şeklindeki bir çadırdan oluşan ve içerisi botanik bahçesi gibi olan ana restorantında üç öğün açık büfe yemekler sunuluyor. Hint ve Tayland mutfağının envai çeşit yemekleri, vejeteryanlar için onlarca seçenek, inanılmaz lezzetli deniz ürünleri, salatalar, tatlılar, her türlü tropikal meyveler vs ne ararsanız var, hatta haftada bir gün İtalyan mutfağı (pizza, ravioli, risotto, tiramisu vs), bir gün ise Çin mutfağı temalı yemekler sunuluyor. Bunun yanında Kakuni Bar’daki lezzetli pizzaları ve Asian Wok’taki deniz ürünlerini gün boyu tatmak mümkün.

Adadaki okyanus ve plajın güzelliği dışında, adanın orta kısmını oluşturan tropikal ormanı mutlaka gezmelisiniz. Burası Afrika’daki veya Güney Amerika’daki balta girmemiş ormanlar gibi değil ama yılanlar, flamingolar, kahverengi fareler, civcivler, yengeçler, kertenkeleler, gün boyu uçuşan dev yarasalar, kelebekler ve leyleklerin tropik bir ortamda olması gerçekten görülmeye değer. Özellikle kertenkele ve yengeçler gece gündüz villanızın içi dahil adanın her yerinde geziniyor ve bu hayvanların hiçbiri zararlı değil.

Adadaki yüzme havuzu bile okyanusa sıfır ama güzelim okyanus varken havuza girmek cazip gelmiyor. Havuzun en güzel tarafı, içindeyken havuz bardaki muhteşem kokteylleri ve çerezleri  tadabiliyorsunuz ama yüzmek için okyanusla yarışması imkansız tabii ki. Akşamları genellikle plajın hemen üstünde terası olan Dhoni Bar’da kokteyl yudumlarken güneşin Hint Okyanusu üzerine batışını seyretmekle geçiyor olacak.

Adadaki en tehlikeli şey güneş yanıkları. Büyük olasılıkla bütün gününüz güneş altında geçiyor ve adadaki hafif okyanus esintisi yüzünden güneşin yaktığını hissetmiyorsunuz, bu yüzden yüksek koruma faktörlü bir güneş yağı adaya giderken alınması gereken en önemli şey.

Aktiviteler…

Night Fishing  :  Adadaki en güzel ve mutlaka kaçırılmaması gereken aktivite. Akşam yemeğinden sonra tekne ile sizi okyanusun ortasında bir yere götürüyor ve demir atıyorlar. Yerli çocuklar her türlü olta, yem vs işini hazırlıyor size sadece iki saat boyunca balık tutma keyfini tatmak kalıyor. Ben iki saat içerisinde bir tanesi yaklaşık 60cm kadar olan 4 akya balığı ve 3-4 tane adını bilmediğim rengarenk ama kocaman okyanus balıklarından yakaladım, diğer misafirlerden köğekbalığı, müren hatta istakoz yakalayanlar bile vardı. Bu aktivite sadece 10$ tutuyor ve yakaladığınız balığı yemek istiyorsanız 5$ extra ödeme karşılığında ertesi akşam yemeğinde balığı masanıza pişmiş olarak getiriyorlar. Mutlaka deneyin derim.

Snorkelling : Adanın kuzey tarafında, deniz villalarının olduğu yerde güneye göre çok daha fazla vatoz, köpek balığı ve renkli balıklar var, mutlaka o tarafta deneyin. Sadece 4$ ödeyip vatozların ve köpekbalıklarının çok güzel sualtı fotoğraflarını çekmiştim.

Island Hopping : Adanın daha güney kısmında kalan ve birçoğu balıkçı köyü olan  3-4 tane adaya tekne turları yapılıyor.  Adalardan birinde mangal partisi ve el yapımı yerel turistik eşyalar ve deniz kabuklarının olduğu dükkanlara alışveriş turu düzenleniyor. Ufak çocuklar 1 dolara taze hindistan cevizi satıyorlar, mutlaka deneyin. Yerel marketlerde satılan büyük deniz kabukları çok ucuz ve muhteşem görünüyor ancak adaların dışına çıkartılması kanunen yasak olduğu için satın almamanızda fayda var. Zaten deniz kabuğu dışında yüzlerce el yapımı ürün bulmak mümkün.

Diffushi Gezisi : Maldivler’de sadece lüks tatil köylerinin ve otellerin bulunduğu adalar dışında, yerel halkın yaşadığı adaları da mutlaka görmek lazım. Meeru’nun güney ucunda ve sadece 200m uzaklıkta bulunan Diffushi adında komşu bir ada var. Adada yaklaşık 700 kişi yaşıyor ve bunların bir kısmı Meeru adasında çalışan yerlilerden oluşuyor, geri kalan kısmı da balıkçılık ve tekne inşaatı  yapıyor.

Adaya Dhoni adı verilen Maldivlere özel yapılan botlarla gidiliyor. Diffushi’de diğer adalara göre daha fazla turistik dükkanlar ve alışveriş yerleri var, ancak adadaki en ilginç yerlerden birisi, adadaki limanın yanına kurulmuş olan ve okyanusun suyu ile içiçe olan doğal havuz ve içindeki deniz canlıları. Bu havuzda, balıkçıların ağlarına takılan ve yaralanan kaplumbağalar, vatozlar ve köpekbalıkları (2-3m) tutulup tedavi ediliyor ve daha sonra tekrar okyanusa salınıyor, mutlaka ziyaret edin.

Paradise Island :  Adadaki bir diğer ilginç aktivite ise Paradise Island gezisi. Bu gezi hergün sadece 1 çift için organize ediliyor. Bir tekne sizi sabah erkenden alıyor, Meeru’dan uzakta, okyanusun ortasında bir yerde bulunan, beyaz kumlarla çevrili ve üzerinde sadece birkaç tane palmiye ağacının bulunduğu ıssız bir adaya bırakıyor. Yanınıza da yeterince gıda, soğuk içecek, işaret fişeği, telsiz, can yeleği vs her türlü ihtiyacınız olabilecek şeylerin bulunduğu bir sandık bırakıyor ve adayı terkediyorlar.  Akşam üzeri gün batımından hemen sonra sizi gelip adadan alıyorlar ve Meeru’ya geri götürüyorlar. Çiftler için bambaşka bir deneyim.

Deniz Uçağı : İki çılgın pilotla birlikte maksimum 8 kişi alabilen ufak uçaklardan birisi ile Maldivler’deki neredeyse tüm adaları yukarıdan görebileceğiniz ve inanılmaz fotoğraflar çekebileceğiniz, yaklaşık 2 saat süren bir uçak yolculuğu için 65 USD ödemiştik. Güzel fotoğraflar çekebilmek için mutlaka iyi bir fotoğraf makinesine ihtiyacınız var.

Yengeç Yarışı :  Maldivlerde gelenek olarak yapılan bir yarışma. Her ne kadar yengeç yarışı dense de bunlar sadece yavru yengeçlerle yapılıyor. Bir kovada bulunan yengeçlerden bir tanesini seçiyorsunuz ve bu yengeç üzerine kaç bira koyduğunuzu söylüyorsunuz. Herkes yengeçlerini koyuyor ve ilk üçe giren yengeçlerin sahipleri, koydukları bira miktarı oranlarında toplam biraları paylaşıyor. Ben iki yarışta yedi bira kaybettim ama o kadar çok bira toplanmıştı ki kazanan kişi biraları yine katılanlarla paylaşınca herkes kazanmış oldu. İlginç ama eğlenceli bir aktivite.

Meeru Spa : Maldivlerdeki en klasik masaj tropik yağlarla yapılan jetlag masajı. Kişi başı bir saatlik masaj için 30-40 USD ödüyorsunuz ama 11 saatlik uçuştan sonra gerçekten rahatlatıyor. Adalarda önerilen bir diğer masaj ise adadan ayrılmadan önce, bir hafta boyunca vücudunuzda oluşan yanıklara iyi geldiği söylenen hindistan cevizi yağı ile yapılan masaj, bunu da denemenizi tavsiye ederim.

Gezilen YERLER

✓ Diffushi
✓ Maldivler
✓ Meeru
✓ Meerufenfushi

NOT

Maldivler’in başkenti Male’de indikten sonra hızlı ve büyükçe bir tekne ile Meeru adasına doğru yola çıkıyoruz. Adanın gerçek adı Meerufenfushi ama oranın yerlileri kısace Meeru diyor. Ada tamamen İngiliz ve Fransız turistlerle dolu, biraz İspanyol, Rus ve Almanlar var, hatta lobideki dünya haritasında Türkiye’nin üzerine ilk kırmızı raptiyeyi ben çakıyorum, daha önce hiç Türk gitmemiş.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir