İtalya

CNV00003-22-680x390

İşim gereği defalarca İtalya’yı ziyaret etmeme rağmen, ilk ziyaret ettiğimde tuttuğum notları aynı şekilde korumak istedim..

Ve sonunda şimdiye kadar ki en uzun Avrupa yolculuğunu planlıyoruz. Londra’dan uçakla Sardunya Adası’na (İtalya), oradan gemi ile Roma, sonra trenle Paris ve son olarak ta  Monaco’da Galatasaray-Real Madrid Super Cup finalini izliyoruz  ve eve dönüyoruz.

Sardunya…

Londra’dan ev arkadaşım Daniele bizi Alghero Havalimanı’nda bekliyordu. Yaklaşık 20 dakikalık bir araba yolculuğundan sonra adanın diğer tarafındaki Golf Aranci’daki villalarına geldik. Bizi annesi, babası, kardeşi Daniele ve muhteşem kekler, pastalar, peynirler ve meyve sularından oluşan bir öğlen yemeği bekliyordu.

Sardunya’nın asıl sezonu iki ay kadar sürüyor ve en yoğun aylar Temmuz ve Ağustos ayları, yani adanın tam güzel ve cıvıl cıvıl olduğu zamanda oradaydık. Ertesi sabah Sardunya’nın dokunulmamış plajlarını keşfetmeye çıkıyoruz, belirli bir noktaya kadar banliyö treni ile gidip sadece yerel halkın gittiği plajları geziyoruz. Daha sonra her yaz Italya’nın en ünlü futbolcuları, mankenleri, mafya liderleri ve bizim gibi öğrencilerin(!) gittiği meşhur Costa Esmeralda’yı ziyaret ediyoruz.

Akşam Daniele’nin babası bizi önünde inanılmaz lüks arabaların, menüsünde ise her türlü deniz ürününün olduğu Sardunya’nın en iyi balık restorantlarından birine götürüyor. Balık, karides, midye, yengeç, istakoz vb ürünlerden oluşan, adını hatırlayamadığım ama tadını da unutmayacağım muhteşem bir ziyafet çekiyoruz.

Ertesi gün bir tekne kiralayıp Sardunya’nın etrafında bir tur atmak istiyoruz. Adanın etrafındaki diğer küçük adalar ve üzerinde sadece birkaç eski ev, küçük bir mezarlık, eski bir restorant ve NATO denizaltı üssünün bulunduğu Tavolara’ya yaklaşmaya çalışıyoruz ancak askerler yasak bölgeye belirli bir metreden sonra yaklaştırmıyorlar. O akşamı üzerinde sadece domates sosu, mozzarella ve biraz zeytinden oluşan, inanılmaz ince ve çıtır çıtır Napoli usülü nefis pizzalar ile sonlandırıyoruz. Italya’da neden Pizza Hut olmadığını şimdi daha iyi anlıyorum.

Altı günlük Sardunya tatili neredeyse altı saat gibi geçiyor ve artık adadan ayrılıp anakara Italya’ya geçme vakti geliyor. Daniele ve Davide ile birlikte ertesi sabah tek seçeneğimiz olan dandik bir feribot ile 8 saat süren bir feribot yolculuğu ve güneş banyosu ile Roma’ya yakın bir sahil kasabası olan Civitavecchia’ya geçiyoruz.

ROMA…

Ve sonunda her yeri tarih kokan inanılmaz bir şehir Roma’dayız. Roma’ya seyahat planlayanlar için şehrin en beğendiğim yerlerini kısaca özetlemeye çalışacağım..

Colloseum….

Orjinal ismi Flavion Amphitheatre olan ve Roma’nın tüm dünyadaki sembolü olan bu şaheserin  yapımı milattan sonra 70 ve 76 yılları arasında İmparator Vespasion tarafından başlatılmış ve bitirilmesi 10 yıl kadar sürmüş. Yıllar boyunca bu arenada gladyatörlerin savaşlarını ve köpekler, filler, timsahlar, ayılar, aslanlar, gergedanlar, develer ve zürafaların katledilişlerini seyretmişler. Kısmen tahrip olmasına rağmen, hala en büyük antik Roma kalıntılarının en büyüklerinden biri olarak biliniyor.

Colloseum’un hemen yanında milattan sonra 315 yılında İmparator Konstantin’in Maxentius’a karşı kazandığı zaferin anısına yaptırdığı devasa kemeri görebilirsiniz. Kemerin üzerindeki elişi oymalar gerçekten görmeye değer.

Vatican City…

Etrafı Roma şehri ile çevrili Vatikan çok küçük bir devlet gibi ama görülecek o kadar çok yer var ki.

Devasa St. Peter’s meydanından Hristiyanlığın en büyük kilisesine giden ve muhteşem sütunlarla çevrili bir girişi, Michelangelo’nun eseri olan muhteşem kubbesi, tarihi eserlerle dolu müzesini ve tabii ki Papa’nın kendisini görmek için her gün binlerce turist St.Peter’s Kilisesi’ne geliyor. Biz oradayken Papa tatildeymiş, not bıraktık, bir dahaki sefere artık….

Kilisede Kuralları: Sessiz olun, resim çekmeyin, hareket halinde olun, şort, etek veya omuzları gösteren elbiseler yasak.

Roman Forum – Antik Şehir …

Roma’da görülmesi gereken en önemli yerlerin başında antik şehir kalıntıları geliyor. Roma İmparatorluğu’nun çöküşünden sonra, hükümet binaları, tapınaklar ve anıtların birçoğunun sadece kalıntıları kalmış. Kalıntıların arasında Forum diye adlandırılan bölgede ise meşhur Vesta Tapınağı, Julius Caesar’ın mezarı ve Titus’un muhteşem kemeri gibi önemli kalıntıları görebilirsiniz.

Böyle bir tur yaklaşık bir saat sürüyor ve hikayeleri dinleyebilmek için mutlaka rehberli bir tura katılmak şart, ancak kendi başınıza gidiyor iseniz tavsiyem kapıda bekleyip rehberli bir tur grubuna karışın veya geriden takip edin J

Dünyanın en büyük uygarlıklarından birisi olan Roma Imparatorluğu’nu bu kadar ufak bir yer ile değerlendirmek yetmez ve kalıntılarının iyi korunamamış olması da ayrıca üzücü ama elde kalanlar bile görülmeye değer eserler..

Trevi Çeşmesi….

Roma’daki en görkemli yapıtlardan biri olan, her gün yüzlerce kişinin ziyaret ettiği ve Roma’ya bir daha gelebilmek için başının üzerinden suya para attığı Trevi Çeşmesi’nde toplanan paralar hayır kurumlarına bağışlanıyor. Önünüzdeki japon turist gruplarını aşabilirseniz çeşmenin ince deyatlarını görebilir ve fotoğraf çektirebilirsiniz.

Efsaneye göre bir para atmak sizi Roma’ya geri getiriyor, ikinci para bir isteğinizi gerçekleştiriyor, üçüncü para ise size bir eş getiriyor.. Kaç tane attık bilmiyorum ama hayırlısı artık…

Pantheon…

M.Ö. 27 yılında Imparator Augustus’un damadı Marcus Agrippa tarafından tüm tanrıların şerefine inşa ettirilen Pantheon en önemli ve en iyi korunmuş Roma tapınaklarından biridir.

Pantheon bir kürenin bir silindirin içine yerleştirilmiş şekli gibi mükemmel bir geometrik yapıda tasarlanmış, tam önünde bulunan Della Rotunda meydanındaki kafe ve restorantlar ise huzurlu bir öğlen geçirmek isteyen insanlarla dolu.

Castel Sant’Angelo…

Mole Adriana diye de bilinen ve Imparator Hadrian’ın mezarı olduğu söylenen Saint Angelo kalesi benim roma’daki favori yerlerimden biri. Kaleden roma şehrinin muhteşem panoramik görüntüsünü almak mümkün.

Başlangıçta savunma amaçlı değil, sadece imparator mezarı olması için 10. yüzyılda inşa edilmiş ancak daha sonra kale haline dönüştürülmüş. Kalenin önündeki Tiber nehri üzerinde bulunan ve Ponte Saint Angelo denilen köprü hem yürüyüş yapmak hem de fotoğraf çektirmek için çok güzel bir yer.

Kral Mezarları…

Roma’da hristiyanların mezar yerleri olarak bilinen ve catacombs denilen altmıştan fazla mezar yeri var, ancak bunlardan sadece beş tanesi halka açık. Bunlardan en bilineni ve en çok ziyaret edileni St. Callixtus. Mezarların içinde Eski Roma’nın kilise ve Hristiyanlık inancını anlatan ve mutlaka görülmesi gereken yüzlerce metrelik geçiş yolları, binlerce kapalı ve açık mezar, heykeller, yazıtlar ve resimler var. Her yarım saatte bir rehberli turlar düzenleniyor ve fotoğraf çekmek yasak ama ben yine de sizin için çaktırmadan bir tane çektim..

S.P.Q.R.

Roma’da  her yerdeki tarihi eserlerde bu dört harfi göreceksiniz. S.P.Q.R.ın açılımı “Senatus Popolusque Romanus – Senato ve Roma’nın Insanları” anlamına geliyor. Roma’lı şair Belli ise Roma Kilisesi’nin gücüne atıfta bulunarak bu açılımı “Solo Preti Qui Regneno – Burada Kuralları Rahipler Koyar” olarak yorumlamış.

Gezilen YERLER

✓ Castel Sant’Angelo
✓ Colloseum
✓ Kral Mezarları
✓ Pantheon
✓ Roma
✓ Roma Antik Şehri
✓ S.P.Q.R.
✓ Sardunya
✓ Trevi Çeşmesi
✓ Vatican City

NOT

Dünyanın en büyük uygarlıklarından birisi olan Roma Imparatorluğu’nu bu kadar kısaca değerlendirmek tabii ki yetmez, her metresi tarih dolu olan bir Roma, inanılmaz doğal güzellikleri ile Sardunya, Venedik ve Floransa; günümüz İtalya’sının bir göstergesi olan Milano hakikaten görmeye değer.. Edit

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir