İspanya

DSC_0472-680x453

Barcelona yaklaşık 1,6 milyon nüfusu ile İspanya’nın ikinci büyük şehri ve Katalonya’nın başkenti. Her ne kadar İstanbul’un onda biri kadar nüfusa sahip olsa da, hem şehrin deniz kıyısında ve çok az katlı binalarla oluşturulması, hem de 1992 Olimpiyatlar’ında şehrin ün yapması sebebi ile turistlerin uğrak yeri haline gelmiş.

Şehirde gezmeye başladığınızda ilk göze çarpan şey hala eski tarihi dokusunu koruyan binalar ve bu binaların camlarında ve bakonlarındaki sarı-kırmızı bayraklar oluyor. Bazı bayraklar sadece sarı-kırmızı şeritlerden oluşuyor ki bu Katalonya bayrağı, bazılarında ise Küba bayrağındaki gibi bir üçgen içerisinde yıldız bulunuyor ki bu da bağımsızlığı, dolayısı ile İspanya’dan ayrılmış bağımsız bir Katalonya devletini simgeliyor. Şehrin büyük bir kısmı Katalonya’nın İspanya’dan ayrılmasını ve bağımsız bir devlet olmasını destekliyor. Aynı İtalya’da olduğu gibi ülkenin kuzeyindekiler çalışıyor, güneyindekiler ise yiyor, Barselona’lı halk bunu kabul etmediği için ayrılmak istiyorlar.

Şehrin görülmesi gereken yerlerinin başında iki bölgesi geliyor. Birincisi sahil kıyısında bulunan daha modern Barselona’yı anlatan kısım, diğeri ise “Ciutat Vella” dedikleri eski tarihi şehir kısmı. Her iki kısmı ve şehrin diğer tüm önemli yerlerini görmenin en kolay yolu Hop-On-Hop-Off otobüslerden bilet alıp şehir turuna katılmak.  Otobüse ilk binen olmaya çalışıp, üst kattaki en ön koltuğu almya çalışın, en güzel manzaralar bu koltuklarda. Şehirde iki adet firmanın otobüsleri çalışıyor, otobüslerde Wi-Fi var ve kulaklıklarla birçok dilde şehrin tarihi ve turistik yerleri hakkına bilgi alabiliyorsunuz. Ben müzelerden ve sergilerden pek hoşlanmadığımı için Picasso ve Gaudi ‘nin müzelerine gitmedim, o yüzden buralardan bahsedemeyeceğim ama gelelim şehirdeki diğer önemli noktalara :

Placa de Catalunya :

Burası şehirdeki birçok aktivitenin başladığı, bizim Taksim Meydanı gibi bir meydan. Hop-On-Hop-Off otobüslere buradan biniyorsunuz. Şehirdeki bütün festivaller ve etkinlikle burada düzenleniyor. Meydanın bir ucunda meşhur La Ramla caddesi bulunuyor, diğer tarafında ise Barselona’nın diğer bir ünlü caddesi olan Passeig de Gracia bulunuyor.

La Rambla Caddesi :

Bizim İstiklal Caddesi’ni andıran, iki tarafında araç geçişleri bulunan, ortasında ise insanların yürümesi için yapılmış ve etrafında ufak ufak dükkanlar ve gösteri yapan kişilerin bulunduğu yürüme yolu olan eğlenceli bir cadde. Caddenin bir ucu meşhur Catalunya meydanına, diğer ucu ise Barselona plajlarına çıkıyor o yüzden bütün turistler ve şehrin gençleri bu caddede vakit harcıyor. La Rambla üzerinde bulunan dar ara sokaklardan şehirdeki diğer ufak meydanlara ve bu meydanlardaki kaliteli İspanyol restoranlarına ulaşmak mümkün. La Rambla Caddesi üzerinde, benim Barselona’da en çok sevdiğim yerlerden birisi olan, bizim mısır çarşısını andıran ama daha çok taze sebze, meyve, et ve balık satılan Mercat de La Boqueria bulunuyor. Çok büyük değil ama pazarda aklınıza gelen her türlü sebze, meyve ve deniz ürünlerini taze olarak bulmak mümkün. Onlarca çeşit taze ve kurutulmuş mantar, daha önce hiç görmediğim tropikal meyveler, enteresan şekilli sebzeler ve “ulan sanki bizim Akdeniz’e kıyımız yok’ dedirtecek kadar çeşitli ve güzel deniz ürünleri var. Mutlaka ama mutlaka gezilmesi gereken bir yer ama Pazar günleri kapalı, dikkat edin.

La Sagrada Familia :

Barselona’nın simgesi haline gelmiş, ünlü mimar Antonio Gaudi tarafından tasarlanmış, 1882 yılında yapımına başlanmış, sadece bağışlarla inşa edilen ama 140 yıldır hala tamamlanamayan bir kilise burası. Bizde olsa Cuma namazlarındaki muhterem müslümanlarımız anında dikerlerdi camiyi.. Gaudi bu kiliseyi 31 yaşındayken yapmaya başlamış ancak adamcağızı tramway ezmiş ve ölümünün ardından kilise yarım kalmış, halk arasında hala “bitmeyen kilise” olarak anılıyor. Kilisenin dışından mimari yapıyı görmek ve fotoğraf çekmek mümkün ancak illa ki içini görmek istiyorum derseniz, kapıda deli gibi bir kuyruk var ve 15 Euro kadar da bir ücreti var ki tabii ki ben o kuyruğu beklemedim.

Park Guell:

Barselona’nın diğer önemli uğrak yerlerinden  birisi olan bu park ta yine Gaudi tarafından Guell ailesinin soyluluğunu göstermek için 1900-1914 yılları arasında tasarlanmış.  Gaudi, hayatı boyunca başkalarına tarihi eser yapmak için çalışmış ve sonunda bir tramwaya kurban olmuş ama en azından burada, Sagrada Familia’da ve Casa Battlon gibi yerlerde şanı yürümüş garibimin. Her ne kadar size Park Guell ücretsiz deseler de, parkın sadece bir kısmı ücretsiz ki bu kısmı da adı üstünde park kısmı. Bu kısımda çok güzel patikalar, yine Gaudi’nin eseri olan sanatsal eserler, papağanlarla dolu ağaçlar, gösteri yapan insanlar, zabıtalardan kaçmak üzere tetikte bulunan hintli hediyelik eşya satıcıları vs bulunuyor. Parkın alt tarafında bulunan, Gaudi’nin müze haline dönüştürülmüş evi bulunan ve herkesin fotoğraf çektirmek için can attığı renkli mozaiklerden yapılmış kertenkele heykelinin bulunduğu kısım tabii ki paralı ve yine sıra beklemeniz gerekiyor. Hem bu kısma giriş paralı, hem de içeride Gaudi’nin evine giriş paralı ama bence ikisinde de kayda değer birşey yok.

Barcelonetta Plajları:

Özellikle yaz aylarında şehrin en hareketli bölgelerinin başında plajlar geliyor. Barcelona’da yanyana birçok temiz plaj var ve bunların hepsi halka açık plajlar. Plajların hemen üzerinde sahil boyunca tapas, paella, sangria vs gibi İspanyol yemekleri sunan çok güzel balık restoranları, restoranlar ile plajlar arasındaki yolda yürüyüş yapan, bisiklete binen ve delicesine spor yapan yüzlerce kişiyi görmek mümkün. Havlusunu alan plajdaki herhangi bir yere oturup rahatça denize girebiliyor, kesinlikle tavsiye ederim.

Nou Camp :

Benim gibi bir futbol tutkunu için Barselona’nın en önemli noktalarından birisi olan bu 100.000 kişilik stadyum ve içerisindeki müze mutlaka görülmeli. Stadı görmek için düzenlenen turlar yaklaşık 20 Euro, bunun karşılığında stadyumu, soyunma odalarını, kupaların yer aldığı müzeyi gezebiliyorsunuz. Bazı noktalarda elinize bir kupa verip veya Messi’ye sarılıyormuş gibi yaptırıp fotoğrafınızı çekiyorlar, çıkışta size çok güzel bir albüm sunuyorlar ama 40 Euro kadar ödemeniz gerekiyor tabii. Müzede Barcelona’nın kuruluşundan itibaren aldığı binlerce kupanın en önemlilerini, son yıllarda aldıkları sayısız kupaları, Messi’nin altın ayakkabılarını vs görmek ve fotoğraf çektirmek mümkün. Bence görülmesi gereken bir yer.

İstanbul’un onda biri nüfusa ve belki de yüzde biri kadar tarihe sahip Barselona’yı öyle bir pazarlamışlar ki Avrupa’nın en turistik şehirlerinden birisi haline gelmiş.  Şehirde Gaudi diye bir adam olmasa şehir sadece plaj ve stadyumdan ibaret aslında :)Bizim mezelerimiz bunların dünyaca ünlü tapaslarına bence beş çeker, kebaplarımızı ve mutfağımızı konuşmuyorum bile. Barselona’nın bu kadar ünlü olmasında tabii ki olimpiyatların etkisi büyük ama şunu da göz ardı etmemek lazım ki, Barselona’daki şehircilik anlayışını İstanbul’a kurmak için değil 10 yıl en az 100 yıla ihtiyacımız var. Sanırım bu süre zarfında da olimpiyatlar bize hayal ama yine de ben İstanbul’umu hiç bir şehre değişmem…

Gezilen YERLER

✓ Barcelonetta Plajları
✓ La Rambla Caddesi
✓ La Sagrada Familia
✓ Nou Camp
✓ Park Guell
✓ Placa de Catalunya

NOT

Barcelona yaklaşık 1,6 milyon nüfusu ile İspanya’nın ikinci büyük şehri ve Katalonya’nın başkenti. Her ne kadar İstanbul’un onda biri kadar nüfusa sahip olsa da, hem şehrin deniz kıyısında ve çok az katlı binalarla oluşturulması, hem de 1992 Olimpiyatlar’ında şehrin ün yapması sebebi ile turistlerin uğrak yeri haline gelmiş.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir