Endonezya

IMG_7640-680x510

Singapur’dan kalkan uçağımız gecenin bir vakti Jakarta’ya iniyor ve yine her asya ülkesinde olduğu gibi burada da herhangi bir pasaport ve vize sıkıntısı yaşamadan havalimanından çıkıp gördüğümüz ilk taksiye biniyoruz. Jakarta’da toplu taşıma diye birşey yok, Blue Bird taksiler ülkenin en iyi taksi organizasyonu ve her zaman güvenli, rahat ve taksimetre ile çalışıyorlar. Türk kafası işte, ucuz olsun diye Blue Bird almayıp sokaktan taksi çeviriyoruz ve pazarlık yapıyoruz, şöföre adresi veriyoruz ama hala mal mal yüzümüze bakıyor, Thamrin City deyince adam dişlerini gösteriyor, adresi anladığını umuyoruz…

Şehrin bunaltıcı sıcağında ilk gözümüze çarpan  şey insanı çıldırtan bir trafik, İstanbul trafiğinin gözünü seveyim, burada ne bir trafik ışığı, ne bir polis var. Kavşaklarda adamın biri, yolun bir tarafını durdurup sizin tarafınıza yol veriyor ve bunun karşılığında siz de adama birkaç bin Rupiah (IDR) veriyorsunuz, vermemek diye birşey yok, adamların mesleği bu. 1 USD yaklaşık 9.500 IDR ediyor.

Endonezya yaklaşık 17.500 tane adadan oluşuyor ve 250 milyon civarında nüfusu ile dünyanın en kalabalık dördüncü ülkesi. Çok farklı din, dil ve kültüre sahip etnik gruplardan oluşan ülkenin çoğunluğu müslüman. Doğal kaynakları çok zengin olmasına rağmen halkı da bir o kadar fakir.

Kurban bayramının arefe günü Jakarta’ya indiğimiz için şehirde insandan çok keçi, koyun ve dana var. Neyseki yarın erkenden Bali’ye kaçıyoruz ve bu katliama tanık olmayacağız. Uzun uğraşlar sonucu Cem’in Cosmo Terrace’taki evine varıyoruz ve bizi kapıda Ümit karşılıyor.

Ertesi sabah erkenden Cem bizi evden aldırıyor ve saatler süren Jakarta trafiğinden sonra şirketin Endonezya’daki fabrikasına ulaşıyoruz. Kısa bir fabrika turundan sonra Endonezya’nın yerel yemeklerini tadabileceğimiz Raja Casa Restaurant’a geliyoruz. Pirinç, soya fasülyesi, çorbalar, sebzeler, her türlü deniz ürünü, soslar ve tropikal meyva sularından oluşan menüdeki yemeklerin hepsi birbirinden lezzetli. Yemekten sonra hemen Bandung Havalimanı’na doğru yola çıkıyoruz, Jakarta’da araba ile en kısa yer en az 1-2 saat sürüyor. Yine bir saatlik bir Air Asia uçuşundan sonra dünyaca ünlü Bali adasındayız.

Bali, çoğunluğu hindulardan oluşan 4 milyona yakın nüfusu, bunaltıcı derecede sıcak havası, dar sokakları, her yerde karşınıza çıkan tapınakları, girdiğiniz her binada muz yaprakları üzerinde tanrılara sunulan pirinç, çiçek vb şeyleri ve dillere destan masajı ile ünlü bir ada. Herkesin kafasında beyaz kumlu plajlar, palmiyeler, masmavi ve tertemiz bir denizden oluşan bir Bali resmi varken, Bali’nin sahilleri yosunlarla dolu, denize girmek bile istemeyeceğiniz, çoğunlukla kum yerine çamurdan oluşan plajlardan ibaret.

Havalimanından hemen bir taksiye binip, adanın daha huzur dolu bir bölgesi olan Nusa Dua’daki Conrad Otel’e yerleşiyoruz. Adanın yabancılar, restaurantlar ve dükkanlarla dolu, gece hayatının yoğun olduğu en turistik yeri olan Seminyak bölgesi bizim otelimize taksi ile 15 dakika uzaklıkta, allahtan taksiler var şu dünyada.. Otel mükemmel bir şekilde dizayn edilmiş, odaları, yüzme havuzları, restaurantları, bahçeleri, plajı, aktiviteleri, yemekleri, servisi vs tam anlamıyla muhteşem.

Bali deyince akla gelen ilk şey dünyaca ünlü Bali masajı. Adanın her yeri masaj salonları ile dolu, plajlarda bile masaj yapan bayanlar var. Saati 5 USD den 55 USD ye kadar çeşitli masaj tipleri var ama mutlaka işinin ehli olan kişilere ve doğru düzgün masaj salonlarında masaj yaptırılmalı. Balide kaldığımız 3 gün boyunca hergün masaj yaptırdık. Özellikle Nusa Dua bölgesindeki Rumah isimli masaj salonunda aldığım ve iki Bali’li kızın aynı anda yaptığı Senkronize Dört El masajını kesinlikle tavsiye ederim, üçüncü saatin ortalarına doğru bir ara uyuyakalmışım… Yok böyle bir rahatlık.

Endonezya’daki diğer önemli bir şey ise dünyanın en az üretilen ve en pahalı kahvesi olan ünlü Kopi Luwak kahvesi. Sumatra adası ve çevresindeki birkaç adada yaşayan ve yerlilerin Luwak dediği hayvanın yardımı ile elde edilen “boktan” bir kahve ama kilosu yaklaşık 350-400 USD’ye satılıyor. Bu Luwak hayvanı kahve çekirdeklerini yiyor, henüz sindiremeden dışkılıyor, sonra da bu dışkının içinden aynı kahve çekirdeklerini ayıklayıp size 400 USD ye orta şekerli olarak tam anlamıyla “kaka”lıyorlar. Hadi işkembe, kokoreç tamam da, meyvaları bile yıkamadan yemeden büyüyen Türk toplumuna biraz ters bir lezzet diye düşünüyorum ama Kanyon’daki Hakkasan’da köpek balığı yüzgeci çorbasına 145 TL veren zengin züppelerimize birkaç fincan Luwak satsam ne zengin olurdum ama…

Maldivlerde yakaladığım kolum kadar balıklardan sonra, otele girer girmez ilk işim nasıl ve kiminle balığa çıkabilirimin araştırmasına dalmak oluyor. Resepsiyondakiler sanki daha önce hiç kimse sormamış gibi mal mal suratıma bakıyor ama sahildeki yerlilere sorunca anında birkaç arkadaşı yanımda belirip tarzanca ne kadar büyük balıklar yakaladıklarını anlatmaya başlıyorlar. Ümit’ten “Ben de gelirim” onayını da alınca, büyük pazarlıklar sonucu iki kişi 1.500.000 IDR ( yaklaşık 150 USD ) ye 4 saatlik özel tekne ile balık avına çıkmaya karar veriyoruz. Sabahın ilk ışıkları ile teknemiz açılıyor, yaklaşık yarım saat sonra oltaları atıp ton balıklarını beklemeye başlıyoruz. Bir anda etrafımızda yüzlerce yunus beliriyor, hani şu National Geographic belgesellerindeki büyük göçler gibi yüzlerce yunus teknemizin etrafında zıplayarak hızla ilerliyoruz. Neredeyse 1-2 saat süren bu durumdan sonra tabii ki etrafta balık kalmıyor ve biz de birer adet mercan ve karagöz ile yetiniyoruz, ama o kadar yunusun etrafımda zıplayarak dolaşması hayatımda bir daha yaşayamayacağım muhteşem bir deneyimdi.

O günün akşamında yakaladığımız ton balıklarını, akyaları yemenin hayalini kurarken, otelin plajda düzenlediği mangal partisine katılmaya karar veriyoruz. Çeşit çeşit sushi, deniz ürünleri, tavuk, et, yerel şaraplar, meyveler ve yerel bira Bintang’dan oluşan ağır bir yemekten sonra derin bir uyku çekip erkenden havalimanına doğru yola çıkıyoruz.

Akşam 20.25 uçuşu ile Bali Denpasar Havalimanı’ndan Jakarta Bandung havalimanına 1 saatte uçuyoruz, ancak havalimanından Jakarta şehir merkezine olan 70km uzaklığı araba ile tam 4,5 saatte alıyoruz, yok böyle bir trafik. Ertesi gün Jakarta’nın belli başlı alışveriş merkezlerinden biri olan Thamrin City ve hemen yanındaki Grand Indonesia alışveriş merkezlerini ziyaret ediyoruz. Grand Indonesia’nın içinde çok güzel bir öğle yemeğinden sonra eve doğru yola çıkıyoruz ve Türkiye’ye dönüş hazırlıkları başlıyor. Jakarta için verebileceğim en ama en önemli tavsiye, bizim gibi gece 23.45’te olan uçağınız için akşam üstü 17.00 gibi yola çıkmanız, zaten ancak 3-4 saatte havalimanına ulaşıyorsunuz. Kalan birkaç saatti de dutyfree de değerlendirip, mutlaka el yapımı yerel hediyelik ürünlerden satın alın, hem şehirden daha ucuz hem de daha kaliteli…

7 saatlik Dubai uçuşu,  5 saatlik bekleme ve sonrasındaki 3,5 saatlik Istanbul uçuşu, tüm yorgunluk, jetlag ve uykusuzluktan sonra canım İstanbul’uma dönmek dünyaya bedel….

Gezilen YERLER

✓ Bali
✓ Bali Masajı
✓ Jakarta

NOT

Endonezya yaklaşık 17.500 tane adadan oluşuyor ve 250 milyon civarında nüfusu ile dünyanın en kalabalık dördüncü ülkesi. Çok farklı din, dil ve kültüre sahip etnik gruplardan oluşan ülkenin çoğunluğu müslüman. Doğal kaynakları çok zengin olmasına rağmen halkı da bir o kadar fakir. Edit

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir