Dubai

IMG_1482-680x510

Kaç kez gittim hatırlamıyorum ama her seferinde iş için gitmiş olsam da seyahatlerimi bir kaç gün uzatarak yeterince tadına vardığım Dubai her seferinde farklı tecrübeler ve tatlar sundu bana.

Bir taraftan Suudi’lerin dediği gibi “Körfezin Disneyland’ı”, diğer taraftan bütün dünyaca ünlü alışveriş merkezleri, plajları, sosyal aktiviteleri, gece hayatı ve restoranlarıyla tam bir tatil cenneti Dubai.

Öncelikle Dubai’ye gidilecek zamanın çok iyi seçilmesi lazım. Temmuz ayında şantiyede 57 °C sıcaklığı gördüğümü, birkaç dakika içinde alnımdan musluk gibi ter aktığını ve hemen sonrasında ise buz gibi taksiye bindiğimi hatırlıyorum, o yüzden bence Nisan-Mayıs veya Ekim-Kasım ayları Dubai’nin en güzel zamanları. İkinci önemli konu ise vize ve havayolu seçimi. Yaptığım bütün yurtdışı seyahatlerinde kalitesi, hizmeti ve güleryüzlü çalışanları ile Türk Hava Yolları her zaman favorim olsa da, Dubai seyahatlerinde Arap Emirlikleri’nin kendi havayolu olan Emirates Airlines’ı tercih ediyorum. Hem vizeyi onlar sizin için hallediyor, hem Dubai’de daha hızlı servis alıyorlar, hem de daha ucuzlar.

İstanbul’dan yaklaşık dört buçuk saatlik uçuştan sonra sizi Dubai’nin dillere destan uluslararası havalimanı ve Duty Free Shop ları karşılıyor. Her ne kadar pasaport kontrolde İngilizce konuştuğunu ve Dubai Şeyhi olduğunu zanneden ama “next please” veya “eye scan” demekten aciz geri zekalı arap polislerden eziyet çekseniz de yarım saatlik sabır denemesinin ardından kendinizi havalimanının dışında 50 °C sıcaklıkta taksi kuyruğunda buluyorsunuz.

Dubai’deki taksilerin neredeyse hepsi Toyota marka, lüks, temiz, klimalı araçlar; neredeyse hepsini Hintli veya Pakistanlı şöförler kullanıyor ve bu ülkede taksiler çok ama çok ucuz, benzin sudan ucuz olunca taksi de ucuz oluyor tabii. Taksilerde sadece yerel para birimi “Dirhem” geçiyor, o yüzden havalimanından çıkmadan mutlaka biraz para bozdurmak şart. Hintli şöförlerin Lik Lik Lik Lik şeklindeki İngilizce aksanını ve mimiklerini çözebilirseniz gideceğiniz yeri sisteme giriyor ve navigator sayesinde rahatlıkla sizi oraya ulaştırıyorlar. Şu ana kadar Dubai’de Radisson Blu, Millenium Hotel, Four Points by Sheraton ve Crown Plaza’da kaldım ancak Dubai’deki yüzlerce oteli neredeyse tamamı çok lüks ve kaliteli oteller, tavsiyem booking.com’dan uygun gördüğünüz oteli seçin, gönül rahatlığıyla gidebilirsiniz.

Öncelikle Dubai’de gözüme çarpan bazı enteresan noktaları ve tavsiyelerimi sıralayayım sonra Dubai hakkındaki bilgilere geçelim :

– Dubai bir arap ülkesi olsa da ortalıkta hiç arap göremiyorsunuz, çünkü onlara ancak klimalı lüks otomobillerinde, son modern AVM lerde veya eğlence merkezlerinde rastlayabiliyorsunuz. Sokaklar turistler, hintliler, pakiler ve uzakdoğulularla dolu. Ülke nüfusunun %60’tan fazlası Hintli ve Pakistanlılardan oluşuyor.

– Dubai her zaman sıcak bir ülke, kapalı mekanlar klimalar sayesinde buz gibi ama sokaklar kavruluyor, o yüzden binalara ve taksilere girip çıktıkça klima çarpabilir, mutlaka dikkatli olun.

– Herkesin Dubai’de denize girmek gibi bir hayali var ama Dubai’nin denizi bizim Ege’nin yanında solda sıfır kalıyor. Jumeirah Beach en önemli plajı diye oraya gittiğimizde hava sıcaklığı yaklaşık 45°C iken yaklaşık 50°C sıcaklıkta fokurdayan, sığ ve kumlardan çamur gibi olmuş bir denize girmek sizi ne kadar mutlu eder bilmiyorum ama beklentileri yüksek tutmamakta fayda var.

– Dubai’de alkol satınalmayı bırakın, taşımak bile yasak ama ilginç bir şekilde tolere ediliyor. Duty Free’den alkol satın alabiliyorsunuz ama ülke içinde sadece otellerde içebiliyorsunuz. Bütün otellerin içinde mutlaka bar var ve ancak orada alkol tüketebiliyorsunuz. Barların çoğu herkese açık ve gayet modern şekilde dizayn edilmiş ancak çoğunda Rus ve uzakdoğulu kadınların çokluğu dikkat çekiyor.

– Dubai çok güvenli bir şehir, ortalıkta polis yok, AVM lerde güvenlik yok. Bir yıl içerisinde trafik kazaları hariç polise intikal eden olay sayısı gerçekten bir elin parmaklarını geçmiyor, dünyanın en güvenli ülkesi diyebiliriz. Telefon, cüzdan, laptop vs plajda bırakıp denize girebiliyorsunuz, arabanın kapılarını kilitlemeden hatta çalışır vaziyette bırakıp AVM lere gidebiliyorsunuz, o kadar güvenli. Ülkede binlerce fakir hintli ve pakistanlı yaşarken bu kadar güvenli olmasının bir sebebi olarak her yerde kamera sistemi olması ve cezaların çok ağır olması gösteriliyor. Öyle ki hırsızlık yaptığı belirlenen kişiden bir daha haber alınamadığı bile söyleniyor. Trafik kuralları da çok sıkı şekilde takip ediliyor. Şehirde yüzlerce Lamborghini, Aston Martin, Ferrari vs var ama hız limitinin 70km olduğu bir şehirde neyleyim Ferrari’yi :)

– Bence elektronik ve lüks alışverişler hariç Dubai’den alınabilecek şeylerin başında kuruyemişler, hurma, içki, sigara ve Deira bölgesinden alabileceğiniz taklit çanta, saat ve gözlükler geliyor.

Gelelim Dubai’deki gezilmesi gereken mekanlara…

Dubai topu topu 30-40 yıllık bir şehir ve %70’i hala şantiye halinde olsa da gezilecek ve görülecek o kadar çok yer var ve her gün o kadar yeni ve lüks mekanlar ekleniyor ki hepsini burada anlatmam çok zor ama benim favori yerlerimden bahsedeyim :

Alışveriş Merkezleri….

Dubai denince herkesin ilk aklına gelen şeydir alışveriş merkezleri. Özellikle elektronik eşya almak isteyenler için her ne kadar “Jacky’s” veya “Jumbo” en ucuz diye bilinse de, ben fransızlara uyuz olurum ama bence en ucuz yer Carrefour mağazaları. Özellikle promosyonlarını takip ederseniz çok avantajlı olabiliyor. Türkiye’de aynı anda 470 TL olan Canon IXUS130 makinamı 135 TL ye aldığımı biliyorum. Aynı şekilde birçok cep telefonu ve elektronik eşyalar çok avantajlı fiyatlara alıcı buluyor.

Dubai’nin en büyük alışveriş merkezlerine gelince ilk aklıma gelenler şunlar..

Mall of Emirates : İlk açıldığı zaman dünyanın en büyük alışveriş merkeziymiş, şu anda kapısında Ferrari, Rolls Royce, Porsche, Bentley ve Lamborghini’den başka araba göremeyeceğiniz içinde Sheraton ve Kempinski otellerinden tutun da  kayak pistine kadar herşey bulunan devasa bir alışveriş merkezi.

Dubai Mall : Dünyanın en büyük alışveriş merkezi ünvanını Mall of Emirates’ten alan Dubai Mall’ın içinde 1200’den fazla lüks mağaza var. Burj Khalifa ve Dubai Fountain’in hemen yanında bulunan Dubai Mall, içerisinde 33.000 deniz canlısı ve 10 milyon litre suyun bulunduğu Dubai Aquarium’u da barındırıyor.

Deira City Center : Yukarıdaki iki AVM olmadan önce BAE’nin en büyük alışveriş merkeziymiş ama bence elektronikte en ucuz ve büyük Carrefour’da bu alışveriş merkezinde bulunuyor.

Burj Khalifa…

Dubai’nin yeni simgesi ve en çok ziyaret edilen, dünyanın en yüksek gökdeleni Burj Khalifa gerçekten görülmeye değer. 828m yükseklikte,  164 kattan oluşan, 158. katta camisi, 76. katta yüzme havuzu, 144. katta gece kulübü bulunan, asansörü bile 64km/saat hızla çıkan rekorlarla dolu bir gökdelen.

İlk ismi Burj Dubai olarak veriliyor ama 2007 deki finansal krizden sonra Abu Dhabi şeyhi multimilyarder Khalifa bin Zayed Al Nahyan’dan yardım almak zorunda kalındığı için “Buj Khalifa” ismi veriliyor.

Burj Khalifa’nın hemen önündeki parkta inanılmaz büyüklükte bir havuz var ve burada dillere destan Dubai Fountain’ın her yarım saatte bir tekrarlayan muhteşem ışıklı su gösterisini mutlaka seyredin. Burj Khalifa’daki kabloları satmış olmanın gururuyla hemen ziyaret ediyoruz ama Observation Desk’e çıkabilmek için günlerce öncesinden rezervasyon gerekiyor, öyle son dakikada gidip “farkını versek hemen çıksak” diyince gülüyorlar size, aman dikkat !

Burj Al Arab…

Dünyanın 322 metre yüksekliğindeki tek 7 yıldızlı oteli olarak meşhur olan, denizin ortasındaki yapay bir ada üzerine inşa edilen, Yelken Otel olarak ta bilinen ve meşhur Jumeirah Beach’in hemen önünde yer alan dünyanın en lüks otellerinden birisi Burj Al Arab. Biraz araştırınca aslında uluslararası literatürde 7 yıldız diye bir sınıflandırma olmadığını ve otel yetkililerinin de bu ünvanı kabul etmediğini öğreniyoruz ama bir kez ismi çıkınca herkes 7 yıldızlı otel diye biliyor artık.

Eğer paranızın limitini bilmiyor ve bu işin bokunu çıkartmak istiyorsanız, kendinizi dünyanın en lüks Rolls Royce’u veya helikopteri ile aldırabilir, 220m yükseklikteki körfez manzarasında veya suyun altında akvaryum manzaralı restorantlardan birinde akşam yemeği yiyebilir, binanın tepesindeki helikopter pistinde tenis oynayıp körfeze bir iki servis yollayabilirsiniz.

Palm Jumeirah…

Hani yazımın başında demiştim ya Suudi’ler Dubai için “ Zengin Arapların Disneyland’ı” diyorlar, işte bunun ilk ve en büyük örneğini görmek isterseniz Palm Jumeirah’ı ziyaret edin. Denizin ortasında hiçbir şey yokken, oraya 25km² lik devasa bir palmiye şeklinde yapay bir ada oluşturup, üzerine dünyanın en lüks villaları, otelleri ve eğlence merkezlerini yapmak kimin aklına gelebilir? İşte Dubai şeyhi Al Maktoum’da öyle bir para varmış ki adam rüyasında gördüğü herşeyi gerçeğe çevirmeye başlamış sanki. 94 milyon m³ kum ve 7 milyon ton kaya kullanılarak temeli oluşturulan bu adada öyle şeyler yapılmış ki dünya sosyetesi buradan gayrimenkul alabilmek veya buraya otel açabilmek için yarışa girmişler. Şu anda adada 30’a yakın ultra lüks otel ve binlerce muhteşem villa var.

Bu oteller arasında bir otel var ki anlatmadan geçemeyeceğim. Gerek iş gezilerim, gerekse seyahatlerimde birçok lüks otel gördüm ama 1500 den fazla lüks odası, onlarca restorantı, muhteşem gece kulüpleri ve inanılmaz manzarası ile sanırım Atlantis Otel şu ana kadar gördüğüm en güzel otel. Royal Bridge Suite adı altında bir kral daireleri var ki dairenin büyüklüğü 924 m², evet neredeyse bir dönümlük bir otel odası, içerisinde neler olabileceğini siz hayal edin artık.

Sheikh Zayed Road…

Dubai’nin simgesi olan gökdelenlerin bulunduğu bölgenin tam ortasından geçen, emirliklerdeki kodu E11 otoyolu olan ama her emirlikteki ismi farklı olan, yaklaşık 560km uzunluğundaki bir otoban burası. Dubai kısmındaki yolun her iki tarafında en küçüğü bizim Sapphire kadar olan onlarca gökdelen var. Biz Four Points Sheraton otelinde kalıyoruz, otelin 45. katındaki havuzlu terasında biraz vakit geçiriyoruz, etrafta gözüken binaların hepsi Sheikh Zayed Road üzerinde bulunuyor ama onların yanında kısacık kalıyoruz. Otel Dubai’deki en yüksek ilk 50 binanın içinde bile yok, o kadar yani. Otobanın iki tarafında yaklaşık 8 şeritlik yollar var ve üzerinden meşhur Dubai Metrosu geçiyor. Dubai’ye birçok kez gitmeme sebep olan ve kablolarını sattığımız Dubai Metrosu 2005 yılında yapılmaya başlanmış ve hala istasyonlar eklenerek yapılmaya devam ediyor. Metroyu araplar kullanmıyor, zaten hepsinin altında en lüks otomobiller var. Dubai’deki işçi sınıfının kullanması için yapılmış sanki ama o kadar komik ki insanlar o sıcakta yürümesin diye 22km lik Green Line hattına toplam 18 istasyon yapılmış, yani her kilometrede bir istasyon var. İstasyonların resimlerinden bu metroya ne kadar para harcandığını görmeniz çok rahat. Metro hakkında bilinmeyen tek şey ise bu metronun kaç milyon yıl sonra kendisini ancak amorti edebileceği…

Şeriatla yönetilmesine rağmen kimsenin kimseye karışmadığı, dünyanın her yerinden farklı dil,din ve kültürdeki insanların birlikte yaşayabildiği, mini etekli kadınlarla çarşaflı kadınların yanyana gezebildiği, camiden çok bar ve restorant olan, her zaman için en son teknolojiyi bulabileceğiniz, rahat, güvenli, temiz ama biraz pahalı bir ülke Dubai. En azından birkaç günlüğüne de olsa mutlaka gezilmesini tavsiye ediyorum.

Gezilen YERLER

✓ Burj el Arab
✓ Burj Khalifa
✓ Deira City Center
✓ Dubai Mall
✓ Mall of Emirates
✓ Palm Jumeirah
✓ Sheikh Zayed Road

NOT

Bir taraftan Suudi’lerin dediği gibi “Körfezin Disneyland’ı”, diğer taraftan bütün dünyaca ünlü alışveriş merkezleri, plajları, sosyal aktiviteleri, gece hayatı ve restoranlarıyla tam bir tatil cenneti Dubai.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir