Çekya

CNV000171-680x455

Avusturya, Macaristan ve Slovakya’da geçirdiğimiz yaklaşık 1 haftadan sonra, sonunda 30.12.2002 tarihinde Prag’a geliyoruz ve yılbaşını burada geçiriyoruz. Hayatımda geçirdiğim en soğuk ama en güzel yılbaşıydı diyebilirim..

Prag, dünya savaşlarından zarar görmeden çıkmış  ender Avrupa başkentlerinden biri ve kendi başına apayrı bir dünya gibi. Bunu ancak şehri detaylı olarak inceleyince anlayabiliyorsunuz.

Rezervasyon yaptırdığımız Dlouha Hotel’in, şehir merkezine çok yakın olan Roxy Disco’nun hemen yanındaki binada olmasına mı sevinelim yoksa hotelin tam bir felaket olmasına mı üzülelim derken daha fazla zaman kaybetmeden şehir merkezine doğru yola çıkıyoruz.

Hemen üzerinde otuz tane azizin heykeli bulunan ünlü Charles Bridge’e doğru yürümeye başlıyoruz, şehirde inanılmaz bir soğuk var ama gece vakti o köprünün üzerinde yürümek, Çek’lerin ünlü Pilsner birası ve Becherovka yı tatmak, köprünün hemen sonundaki beş katlı gece kulübünde vakit geçirmek, Prag sokaklarında turlamak hakikaten dondurucu soğuğu unutturuyor.

Şehrin tam merkezindeki saat kulesi bilindik saat kulelerinden farklı olarak güneşin, dünyanın ve ayın konumlarını da gösteriyor. 15. yüzyılda inşa edildiği söylenen bu kulenin üzerindeki dört heykel insanlara kibir, açgözlülük, ölüm ve eğlenceye düşkünlük ile ilgili mesajlar veriyor ve nedendir bilinmez eğlenceye düşkünlük ile ilgili mesaj veren heykelin adı “Turk”.

Ertesi gün şehir merkezindeki dünyaca ünlü kristal ve cam işleme dükkanlarını geziyor, daha sonra da işkence müzesini ziyaret ediyoruz. Öğlen vakti ziyaret edilmesi çok garip olsa da içeride sergilenen gerçek işkence aletleri ve kullanılışları insanın kanını donduruyor. Biz şehri gezerken, bir yandan da şehirde yavaş yavaş yılbaşı gecesi hazırlıkları başlıyor, onlarca bar ve gece kulübü çılgın bir eğlenceye hazırlanıyor ancak halkın büyük bir kısmı yeni yılı ünlü Old Town Square’deki saat kulesinin altında veya Charles Bridge’in üstünde karşılamak için yer kapmaya çalışıyor.

Düşünün ki yılbaşı gecesi, o dondurucu soğuğa rağmen Prag’ın dar sokaklarında ilerliyorsunuz, bir iki tane bara uğramışsınız, kafalar güzel olmaya başlamış bile, elinizdeki sıcak şarap içinizi ısıtıyor, meydan kalabalıklaşmaya başlıyor ve saatler 24.00’a yaklaştıkça insanlar deli gibi eğleniyor ve bir anda kendinizi bir savaşın içinde buluyorsunuz. Her yerden patlama sesleri geliyor, birçoğu kalabalığın üzerine doğrultulmuş yüzlerce havai fişek bir anda etrafı sarıyor, havada şampanya mantarları uçuşmaya başlıyor, etrafta göz gözü görmüyor, sadece insanların farklı dillerdeki çığlıklarını duyabiliyorsunuz. Neyseki bir havai fişek yada şampanya mantarına hedef olmadan nefes alabileceğimiz bir boşluğa doğru kaçıyoruz.

Muhteşem bir yılbaşı gecesi geçiriyoruz ve aldığımız bir iki kadeh daha sıcak şaraptan sonra sabaha karşı otele varıyoruz. Bir iki saatlik uykudan sonra, yeni yılın ilk gününü başka bir Avrupa şehrinde geçirmek üzere Berlin’e doğru yola çıkıyoruz.

Gezilen YERLER

✓ Charles Bridge
✓ Old Town Square

NOT

Charles Bridge ve Old Square’i mutlaka görün ama yazın gitmeyi tavsiye ederim..

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir