Azerbaycan

IMG_4969-680x510

Türk Hava Yolları ile 2 saat 45 dakikalık bir uçuştan sonra Haydar Aliyev Havalimanı’na iniyoruz.

Her ne kadar Türk’lere vize istenmese de pasaport kontrolünde ayrı bir kuyruk, vize almak için ayrı bir kuyruğa giriyoruz. Yanımda fotoğraf olmadığını öğrenen vize görevlisi benden 10 USD istiyor, sessizce “hallederim senin işini” diyor. Vermem diyorum, fotoğraf çektirir veririm diyorum, “Tamam çekeriz o da 10 USD diyor” yine. Parayı öyle ya da böyle alıyor, pasaportumdaki fotoğrafımı renkli fotokopi çekip kullanıyor, inanamıyorum. Ülkeye attığım ilk adımda rüşvet vermek zorunda kalıyorum.

Otele gitmek için bindiğim taksinin şöförü şehrin heryerinde bulunan Azerbaycan bayrağındaki mavinin gökyüzünü, yeşilin bereketi, kırmızının şehitleri temsil ettiğini, ay-yıldızın ise Türk bayrağından alındığını ve kardeşliği temsil ettiğini söylüyor.

Otele doğru ilerlerken sahilde, Hazar Denizi’nin tam orta yerinde inşa edilen dünyanın en büyük bayrak direğini görüyoruz. Petrol çok, para fazla ya, Azeriler herşeyin en büyüğünü yapmak istiyorlar. Devlet Bayrağı Meydanı adı verdikleri ve denizin üzerine inşa ettikleri meydana dikilen bayrak direği tam 162m boyunda ve 220 ton ağırlığındaymış. 2009 yılında Guiness Rekorlar kitabına girmiş. Dalgalanan bayrak 35mX70m boyutlarında ve tam 350kg mış. Taksiciye göre bu bayrak direği projesine milyonlarca dolar harcanmış ama direğin gerçek maliyeti bu paranın onda biri kadarmış, diğer kısmı kimin aldığını söylemeye gerek yok diyor.

Sonunda sahil kenarındaki Ramada Baku Hotel’e geliyor ve odama yerleşiyorum. Odanın balkonundan tüm Hazar Denizi ve üzerindeki petrol platformlarını görebiliyorum. İşte buradan çıkan petrol Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı üzerinden Türkiye’ye geliyor.

Azerbaycan’ın başkenti Bakü Kafkas’ların en önemli ticaret merkezi ve  Hazar Denizi’nin en önemli limanı olarak biliniyor. Halkın büyük çoğunluğu Müslüman ama Hristiyan ve Yahudi azınlıklar da mevcut. Ülke nüfusunun neredeyse üçte biri Bakü’de yaşıyor.

Halkın tamamı okur yazar ama rüşvet ve yolsuzluk deyince dünyada ilk akla gelen ülke Azerbaycan. Her ne kadar Aliyev rüşvetle mücadele ediyor denilse de, takside giderken bile her an polis durdurup gereksiz bir sebeple rüşvet isteyebiliyor. Her alanda, büyük firmalar, işletmeler, holdingler devletin ve devletin yönetimindekilerin tekelinde. Şehirdeki en büyük yolun, en büyük caminin, en büyük havalimanının, en büyük kültür merkezinin, hatta en büyük mezarlığın adı bile Haydar Aliyev. Şehrin her yeri Azerilerin Atatürk’ü Haydar Aliyev’in posterleri ve fotoğrafları ile dolu. Ülkedeki en büyük firmaların sahibinin ise oğul İlham Aliyev’in eşi Mihriban Aliyev olduğu söyleniyor.

Azerbaycan Türk iş adamlarıyla dolu. Konut ve gökdelen inşaatlarının neredeyse tamamı Türk müteahhitler tarafından inşa ediliyor. Şehrin aydınlatması dahi Türk firmaları tarafından yapılmış. Şehrin hemen her yeri tam bir şantiye gibi..

Şehirdeki binaların bir kısmında Sovyet etkisi, bir kısmında İslami motifler var ama onların arasında ise yüksek gökdelenler ve devasa yapılar göze çarpıyor. Şehrin en güzel kısmı Hazar Denizi kıyısına inşa edilmiş bizim İzmir Kordon’u andıran yürüyüş yolu ve parklardan oluşan sahil şeridi.

Bakü’nün Hazar Denizi kıyısındaki her santim toprağından petrol ve doğalgaz fışkırıyor (Azeriler petrole neft diyor) o yüzden çok pahalı bir ülke. O kadar şanslılar ki, Hazar Denizi’nin sadece Azerbaycan kıyısındaki kısmında petrol çıkıyormuş, diğer ülkelere olan kıyılar bu kadar verimli değil. Şehrin sahil şeridindeki caddelerinde ilerlerken hemen yanınızda onlarca petrol kuyusundan petrol çeken makinaları görebiliyorsunuz.

Ülkenin bir diger önemli ürünü ise Hazar denizinde yetişen Mersin balıklarından elde edilen dünyaca ünlü siyah havyarı. Bakü’de kilosu 1.000 USD civarı ama yurtdışında çok çok daha yüksek fiyatlara alıcı buluyormuş.

Bakü’nün gezebilecek üç kısmı var. İçeri Şehir dedikleri, tarihi Bakü’nün olduğu bizim Sultanahmet’imize benzeyen antik şehir; Sovyet etkisi hala devam eden ve eski binalardan oluşan Sovyet kısmı ve yeni modern binaların, yolların ve alışveriş merkezlerinin bulunduğu Modern Bakü.

İçeri Şehir’de bulunan Kız Kulesi (Gız Qalasi) şehirdeki en eski yapı, 7. Ve 12. Yüzyıllar arasında inşa edildiği sanılıyor ve UNESCO tarih mirası olarak korumaya alınmış. Kulenin içindeki dar merdivenleri kullanarak tepesine çıkıp Bakü’yü tepeden görebiliyorsunuz.

Tabii son zamanlarda inşa edilen Bakü Flame Tower, Port Bakü gibi yapılar şu anda Bakü’nün en yüksek ve en modern yapıları olarak biliniyor.

Xiyabani bölgesinde bulunan Haydar Aliyev mezarlığında bir Türk Şehitliği bulunuyor. Azebaycan’ın 1918’deki bağımsızlık mücadelesinde şehit olan 1130 mehmetçiğimizin anısına bu şehitlik ve hemen yanındaki şehitlik camii yapılmış.

Gelelim Azeri mutfağına..

Mutfağın olmazsa olmazı yoğurt, her öğünde mevcut. Çorba olarak, bardakta da sunulabilen ve kırmzı turpla servis edilen Dovga adı verilen yemek geliyor. Sofralarda her zaman taze yeşillikler, salata ve turşu mevcut. Daha sonra Hingal dedikleri bizim mantıya benzeyen yemekleri geliyor. Yanında ise Piti ismi verilen, bir testinin içine koyulmuş olan kuzu eti, patates, nohut ve baharatların üzeri kapatılıp kısık ateşte saatlerce pişirilmesi ile oluşan muhteşem güveç geliyor. Son olarak safranlı pilav üzerine kayısı, üzüm, kestane, kavurma vs birçok şey koyulmuş olan “aş” geliyor.

Gezilen YERLER

✓ Bakü
✓ Flame Tower
✓ Hazar Denizi
✓ İçeri Şehir

NOT

Bakü’de çok fazla tarih olmasa da İçeri Şehir güzel ve Hazar Denizi kıyısında akşam yapacağınız bir yürüyüş gerçekten iyi geliyor.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir