Hani meşhur bir klişe vardır ya “Çok gezen mi bilir çok okuyan mı?”, valla benim çok bilmek gibi bir derdim yok, hatta tam aksine, az bilmenin verdiği rahatlık ve keşfedebilmenin verdiği heyecanın peşindeyim ben. Ama CV’sinin en altındaki hobiler kısmına “seyahat etmek” yazıp, daha hayatında İstanbul dışına çıkmamış olanlar gibi yalandan değil, gerçekten hayatı keşfetmek için seyahat etmek peşindeyim ben.

Üniversite yıllarımda hep seyahat etmek, farklı ülkeler ve kültürler görmek, değişik insanlarla tanışmak istemiştim ama Türkiye’de okurken seyahat edecek kadar ne vaktim vardı ne de finansal özgürlüğüm. Ne zaman ki Londra’ya taşındım, o zaman dünyaya bakış açım değişti, ufkum açıldı. Londra’da yapılabilecek en kötü işlerden birisi McDonald’s ta çalışmak veya garsonluk yapmaktır, çünkü hem çok yorulursunuz, hem de en az parayı bu işlerden kazanırsınız. Ama buna rağmen üç yıl boyunca McDonald’s ta çalıştım, saatine 3 pound ile başladım ama bu para ile hem okul masraflarımı karşıladım, hem de bu üç sene içerisinde neredeyse tüm Avrupa’yı gezme fırsatı yarattım kendime.

Hayat hakikaten gezince daha güzel...

Hayat hakikaten gezince daha güzel…

İşte benim hayata bakış açımı değiştiren sihir burada yatıyor. İngiltere’de insanlar en kaliteli giysileri giymek, en güzel evlerde oturmak veya en pahalı arabaları kullanmak yerine parasını ve vaktini seyahat etmeye ve eğlenmeye ayırıyor. Ben bunu söylediğimde bazılarından hep aynı cevabı alıyorum. “Benim de para birimim pound olsa, ben de ayda bilmem ne kadar pound kazansam dünyayı gezerim!” diyorlar. Ama işte bu cevabı veren kişiler iki ay sonra dünya kadar para verip Çeşme’nin en pahalı tatil köyünde bir hafta boyunca kalıp Alaçatı’nın en lüks diskolarında gecede binlerce lira harcıyorlar. Onların bir haftada Çeşme’de harcadığı para, inanın bana, benim buradan Amazon ormanlarına uçup, oraları keşfedip, sonra da Rio Karnavalı’nda harcadığım paradan daha fazla, oysa ki bunları yapabilmek için sadece biraz heyecan ve biraz planlama yeterli. Belki İngiltere’ye gitmeseydim şu anda daha iyi bir işim ve kariyerim vardı ve belki daha fazla para kazanıyordum ama o altı sene içerisinde yaşadığım deneyimleri bu kazanacağım paralarla bile satın almam mümkün olamayacaktı. Bununla birlikte şu ana kadar gezdiğim yerler ve yaşadığımdeneyimler hala aklımın bir köşesinde bir hayal, bir özlem olarak kalacak, hatta düşündükçe beni mutsuz edecekti. Herkes CV sine bir iki satır iş deneyimi daha ekleyebilmeye çalışırken, ben hayatıma onlarca ansiklopedinin alamayacağı ve beni birçok kişiden bir adım daha öne çıkaran deneyimleri katıyordum.

Seyahat etmekten zevk alabilmek bence çok önemli ve herkese nasip olmayan bir erdem. Ama nedense her seyahate çıkmak istediğimde insanlardan aynı tepkiyi alıyorum. İnsanlar uzun süren ve çoğunlukla macera dolu olan seyahatlerden korktukları gibi, gitmek isteyenleri engellemeyi de görev ediniyorlar. “Olum deli misin, gideceksin taa dünyanın öbür ucuna, Himalaya dağlarına tırmanacaksın, işin mi yok” diyenler, bana destek verenlerden çok daha fazla her zaman. Ben de hep “kedi erişemediği ciğere mundar dermiş” mantığıyla bu tepkilere kulak asmayıp,  inadına seyahatlerimi daha da macera dolu hale getirmeye uğraşıyorum.

Seyahat etmek kesinlikle sizi korkutmasın, aksine o kadar heyecanlı, eğlenceli ve faydalı bir hobidir ki bence hiçbir şeyden bu kadar zevk alamazsınız ve hiçbir hobi size bu kadar farklı özellikler kazandıramaz.

Seyahat etmek dünyanızı zenginleştirir, size kalıcı mutluluklar kazandırır. Sadece mülk sahibi olmakla gelen mutluluk geçici bir mutluluktur. Satın aldığınız ve sadece satın alana kadar hayranlık duyduğunuz objeler, onları satın aldıktan sonra sizi ne kadar daha mutlu eder? Hayatınızda kaç kez satın aldığınız bir bilgisayarı veya arabayı anlatarak yıllarca mutlu oldunuz? Hani hep çocuklarımızın geleceği için, at, yat, kat almaya uğraşırız ya, işte bu yüzden, seyahat etmeyi seven insan hep gelecek açısından güvenilir olmayan, kendine yatırım yapmayan bir insan olarak görülmez mi? Oysaki ne büyük bir yatırımdır dünyayı keşfedebilmek ve saygı duyulacak bir kültürel birikime sahip olabilmek.

Seyahat etmek, araştırma yapma ve planlama yeteneğinizi geliştirir. Seyahatiniz öncesinde gerek kitapları , gerekse internet ve sosyal medyayı kullanarak yapacağınız araştırmalar size birçok şey öğretir, teknolojiyi kullanma yeteneğinizi geliştirir. Başarılı ve ekonomik bir tatil için yapacağınız bir seyahat planının, kariyerinizde yapacağınız bir business plandan çok ta farklı olmayacağından eminim.

Seyahat etmek değişmektir, değişimlere adapte olabilme yeteneğini geliştirir. Farklı ortamlara ayak uydurabilmek, mevsimsel değişikiklere adaptasyon sağlayabilmek, farklı kültürdeki insanların farklı tepkilerine alışabilmek, farklı ülkeden insanlarla aynı grup içerisinde bulunabilmek, tanımadığın insanlarla kaynaşıp ekip ruhunu geliştirebilmek, farklı yemek tadlarını kabul edebilmek, gürültüde uyuyabilmek, soğuk suyla duş alabilmek vb her türlü deneyimi kazanabilmektir. Kıprıslı bir müşterimin Atatürk Havalimanı’na inince beni arayıp “Aynı havayı soluruk Tamer beyciğim” demesi gibi, gittiğin yerdeki insanlarla aynı havayı soluyabilmektir seyahat etmek.

Seyahat etmek öngörünüzü artırır. İleride doğabilecek problemleri farkedip onları fırsata çevirme yeteneğinizi geliştirir. Kaybedebilmeyi ve herşeye sıfırdan başlayabilmeyi öğretir.  Seyahatinizdeki herhangi bir problemde planınızı esnetebilmeyi öğrenirsiniz, cüzdanınızı veya pasaportunuzu kaybedince sıkıntıyla başa çıkabilmeyi ve paranızı daha iyi kontrol edebilmeyi öğrenirsiniz. Bazı seyahatlerinizde yaptığınız geçici işler size hem çalışma hem de seyahat etme imkanı sağlar. Unutmayın ki zor zamanlarda insan daha çabuk öğrenir ve hayata daha sıkı tutunur.

Seyahat etmek kültürünüzü ve yabancı dil öğrenme yeteneğinizi geliştirir. Dil öğrenmenin en iyi yolu pratik yapmaktır. İstediğiniz okullara gidin, yıllarca gramer eğitimi alın ama iki lafı bir araya getiremeyince Japon turistlerden farkınız kalmaz. Seyahat etmek dil öğrenmenin en kolay ve eğlenceli yoludur.

Seyahat etmek, insanlarla iletişim kurma yeteneğinizi geliştirir. Yeni diller, yeni kelimeler, yeni mimikler öğrenirsiniz, yaratıcılığınız gelişir, derdinizi anlatabilmek için çareler ararsınız. İletişim kurabilmek için yabancı dil bilmekten çok insanlarla nasıl iletişim kuracağınızı bilmek çok ama çok daha önemlidir. Hepimiz Türkçe biliyoruz ama başka bir Türkle ne kadar iyi iletişim kurabiliyoruz? Hoşgörülü olabilmeyi, epmati yapabilmeyi, insanlara fırsat verebilmeyi, konuşmaktan çok dinlemeyi ve sabırlı olabilmeyi seyahatlerde çok daha iyi öğreniyorsunuz. İletişim kurabilmek için türlü şaklabanlıklar yapmak bile size aylarca tiyatro kursuna giderek alabileceğiniz bir özgüven kazandırıyor.

Seyahat etmek insanı mutlu eder. Neden her erkek yıllarca askerlik anılarını anlatır? Neden insanlar güzel anılarını anlattıkça vücutları endorfin salgılar, mutlu olurlar? İnsanların en önemli mutluluk kaynaklarından birisi de güzel anılarını paylaşmaktır. İnsanlar yaşadıkça, hayatı tecrübe ettikçe mutlu anılar elde ederler ve rutin hayatımızın dışına çıkmanın ve güzel anılar yaşamanın en güzel yolu seyahat etmektir. Tibet’teki ayakları çıplak bir çocuğun yüzündeki gülümsemeyi, Amazon ormanlarında yaşadığınız bir anıyı veya Afrika’da safaride başınıza gelen bir olayı yüzlerce kez sevdiklerinizle paylaşmışsınızdır ve her defasında inanılmaz bir keyif almış ve mutlu olmuşsunuzdur. Çok kötü geçen bir tatilinizi, cüzdanınızın çalındığı veya alkol komasına girdiğiniz bir tatilinizi bile defalarca anlatırken gülüp eğlenmiyor musunuz?

Seyahat etmek hayatı daha dolu dolu yaşamanızı sağlar. Hayatınızın rutin olarak geçen bir haftasının hangi gününü hatırlıyorsunuz? Tatilinizde yaşayacağınız farklı bir deneyim, iyi veya kötü olsun, sizin hatıralarınıza kazınacaktır. Daha dün yediğiniz yemeği unuturken, yirmi yıl önce yaşadığınız bir anıyı hala hatırlıyor olacaksınız. Her gününüzü böyle farklı yaşayabilseniz hayatınızı 150 yıl yaşamış gibi hissetmez misiniz?

Seyahat etmek özlemeyi ve bizim için önemli olan şeylerin değerini bilmeyi öğretir. Ailenin ve sevdiklerimizin değerini, memleket havasını, suyunu, ekmeğini, İstanbul’un ne kadar güzel bir şehir olduğunu hatırlatır insana.

Seyahat etmek hayata bakış açınızı değiştirir. Her seferinde yeni yerler görmek ve yeni birşeyler öğrenmek, dünyada ne kadar küçük bir zerre olduğumuzu anlamamızı sağlar. Bu sayede hayatımızda önemli sandığımız bazı şeylerin aslında ne kadar önemsiz olduğunu farkeder, insanların ne zorluklar içerisinde hayat sürdüklerini her gördüğümüzde sahip olduklarımıza şükreder ve mutlu oluruz.

Seyahat etmek özgürlüğün değerini anlamamızı sağlar. En azından birkaç günlüğüne de olsa, sanki dünya hiç umurumuzda değilmişçesine istediğimiz yere gidebilmek, istediğimiz şeyleri yapabilmek, istediğimiz şeyleri yiyip içebilmek insana büyük haz verir.

St. Augustine’in dediği gibi “Dünya bir kitap gibidir ve gezmeyenler onun sadece bir sayfasını okurlar”. Tibet’teki ayakları çıplak çocuğun yüzündeki gülümseme, Tayland insanının hüzünlü ama sevgi dolu bakışları, Amazon ormanlarındaki inanılmaz doğa harikaları, Güney Afrika’daki siyah ve beyazın içiçe geçmiş güzelliği, Himalayaların eteklerinde uyuyabilmenin verdiği huzur, Rio Karnavalı’ndaki renk cümbüşü ve Afrika ormanlarındaki vahşi hayvanların özgürlüğe koşuşu işte bu kitabın güzel sayfalarından sadece birkaçı ve bu kitabı kalınlaştırmak tamamen sizin elinizde. İyi tatiller !

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir